İNFAK VE İNFAK AHLAKI
Toplumdaki ihtiyaç sahiplerinin tüm boyutlarıyla korunması konusunda İslam dininin getirdiği en önemli ilkelerin başında “infak” gelmektedir. İnfak dinî bir terim olarak; Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla kişinin kendi servetinden yoksullara, hayır kurumlarına, İslam’ın bilinmesi, tanınması, öğrenilmesi ve anlatılması faaliyetlerine yapılan maddî harcamayı, ihtiyaç sahiplerine aynî ve nakdî yardımı ifade eder. İnfak kelimesi hem farz olan “zekâtı” hem de gönüllü olarak yapılan her çeşit “hayrı” kapsar. (Zekât İlmihali, DİB, s. 210)
Kur’an-ı Kerim’de maddi ve manevi yardım konusu “ihsan, birr, karz” gibi birçok kelime ile ifade edilse de maddi olarak “infak, sadaka ve zekât” ana kavramlardır.
Zekât: Malın arındırılması ve bereketlenmesi için, Allah’ın emridir.
Sadaka: İmanın güçlenmesi ve istikrarı için, mallardaki fakirlerin hakkıdır.
İnfak: Allah’ın rızasını kazanmak ve sükûnete ermek için, verilen nimetlere şükür ifadesidir.
Kur’an-ı Kerîm’de başta ibadetler olmak üzere Allah rızası için yapılan her türlü hayır ve hasenatın önemi vurgulanırken; ifası esnasında uyulması gereken birtakım adaptan da bahsedilmektedir. İnfak adabını genel olarak şu başlıklar hâlinde toplamak mümkündür:
1. İnfak, sadece para ve eşya ile değil, Allah’ın insana verdiği her türlü rızık üzerinden yapılmalıdır ve her türlü helâl rızık üzerinden vermek gerekir.
2. İnfak, hem varlık hem darlık zamanlarında yapılmalıdır.
Zekât ile infak arasındaki en büyük fark budur. “(O takva sahipleri ki), bollukta da darlıkta da Allah için infak ederler; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.” (Âli İmran, 3/134)
3. İnfak, gözden çıkarılmış ve değerini kaybetmiş mallardan değil, en iyi ve en kaliteli mallardan seçilerek yapılmalıdır. Sevilen değerli maldan infak etmek gerekir.
Seven, sevdiği uğruna sahip olduğu en güzel şeyleri vermek ister. Nimeti veren Yüce Allah olunca, O’nun yolunda en nezih ve değerli olanları harcamak mümin olmanın bir gereğidir.
4. İnfak, gösterişten, reklamdan, beklentiden ve her türlü hesaptan uzak, yalnızca Allah rızası için yapılmalıdır.
5. İnfak, gece-gündüz, gizli-açık, her halde ve her durumda ortaya konmalı, güçlü bir niyet muhasebesi üzerine bina edilerek yapılmalıdır. Sağ elin verdiğini sol elden gizlemek gerekir.
6. İnfak, karşıdaki insanın onurunu zedeleyecek, onu insanlar içerisinde küçük düşürecek ve o şahsı yanlış hallere sevk edecek her türlü durumdan uzak bir şekilde yapılmalıdır. Verirken insanları incitmemek gerekir. “Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de” (Bakara, 2/262)
7. İnfak, özendirici olacaksa açıktan verilebilir. İnfakın her ne kadar gizli yapılması daha iyi görülmekte ise de, açıktan yapıldığı takdirde halkın kendisine uyması, örnek alması, böylece zekât ve sadakalarını vererek fakirlerin faydalanmalarını sağlaması söz konusu ise, kişi göstererek bağışta bulunabilir.
8. İnfak, şeytanın telkinlerine kapılmadan, Allah’ın vaadini elde etmek için, her türlü zorluğuna katlanarak yapılmalıdır. İnfakta acele etmek gerekir. “Ey iman edenler, mallarınız ve çocuklarınız Allah’ı anmaktan sizi alıkoymasın. Böyle yapanlar, en büyük zarara uğrayanların tâ kendisidir. Herhangi birinize ölüm gelip de, ‘Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!’ demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın. Allah, eceli geldiğinde hiçbir kimseyi asla ertelemez. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Münâfikûn, 63/10-11)
9. İnfak ahlakı, çocuk yaşlardan itibaren öğretilmelidir.
Toplumda infak kültürü yaygınlaştıkça, yoksulluk azalır, insanlar arasında sevgi ve dayanışma artar. Cimrilik ve bencillik yerine paylaşma ve yardımlaşma ön plana çıkar. Fakirlerin toplumda daha iyi bir yaşam standardına ulaşması için infak büyük bir köprü vazifesi görür. Bir toplumda zengin ile fakir arasındaki uçurum ne kadar büyükse, o toplumda huzursuzluk ve adaletsizlik de o kadar fazla olur. İslam, zekât ve infak yoluyla bu dengenin sağlanmasını istemiştir. İnfak etmek, dünyada huzur ve mutluluk, ahirette ise büyük mükâfatlara vesile olan bir ibadettir. Allah yolunda verdiğimiz her şey bizlere kat kat geri dönecektir.
O halde bizler de infak bilinciyle hareket etmeli, elimizdekini Allah’ın rızası için ihtiyaç sahipleriyle paylaşmalıyız. “Allah yolunda sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça iyiliğe asla eremezsiniz. Ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.” (Âli İmran, 3/92) Rabbim bizleri infak edenlerden eylesin. Âmin.