Mü’min Günahta Israr Etmez
İnsan; yaratılış itibariyle günah işleme potansiyeli taşıyan mükellef bir varlıktır. Ancak mü’min bir kul, bile isteye günahta ısrar etmez. Yüce Rabbimiz mü’minleri anlatırken şöyle buyurmaktadır:
“Onlar çirkin bir şey yaptıkları veya kendilerine kötülük ettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar da hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.” (Âl-i İmrân 3/135)
Bununla birlikte Allah Teâlâ insana, yaşadığı müddetçe günahlarından tövbe edebilme hakkı bahşetmiştir. Tövbenin bir lütuf olduğu gerçeğini Allâh Rasûlü’nün (s.a.v) “Âdemoğlunun hepsi hata eder. Hata edenlerin en hayırlısı ise tövbe edenlerdir.” (İbn Mâce, “Zühd”, 37/30) hadisi beyân etmektedir. Demek ki tövbe kapısı kul için aynı zamanda bir hayır ve rahmet kapısıdır.
Yüce Rabbimizin Kur’ân-ı Kerîm’de buyurduğu üzere: “Ey iman edenler! İçtenlikle ve kararlılık içinde Allah’a tövbe edin. Umulur ki rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlerine koyar…” (Tahrîm, 66/8)
Suyun kiri temizlediği gibi samimi tövbe de günahları temizler. Yeter ki insan işlediği günaha pişmanlık duyarak onu terk etmiş ve bir daha onu yapmamaya karar vermiş olsun. Allah Teâlâ’nın kullarına sonsuz merhamet ve şefkati vardır. Onların günahkâr olarak huzuruna gelmelerini istemez. Bunun için tövbe edip günahlardan arınmalarını ister.
Öyleyse günahlar karşısında esas olan hatalardan rücu ederek, tövbe etmektir. Bundandır ki Allâh Rasûlü (s.a.v): “…Hata edenlerin en hayırlısı ise tövbe edenlerdir.” buyurmuştur. (İbn Mâce, Zühd, 37/30)
Tövbe, kulun Rabbine yönelişidir. Tövbe, müminin nefsini ve ruhunu tezkiye eden, arındıran ve huzura kavuşturan bir nimettir. Bununla birlikte kul, tövbe nimetinden istifâde etmez, günahında ısrar ederse Allah’ın rahmet kapılarını kendisi kapatmış olur. Bu gerçeğe işaretle Allah Rasûlü (s.a.v) buyurmaktadır ki:
“Kul bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bundan vazgeçip tövbe ve istiğfar ettiği zaman kalbi parlatılır. Günaha devam ederse siyah nokta artırılır ve sonunda tüm kalbini kaplar. Allah’ın, Kitabı’nda ‘Hayır hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları, kalplerini paslandırmıştır.’ diye anlattığı ‘pas’ işte budur.” (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 83)
Hadîs-i şerîfte, kulun günahlarda ısrar ettiğinde kalbinin paslanacağı beyan edilmektedir. Kalbin paslanması mecazî anlamda olup kulun hakikat karşısında körleşmesi, kalbinin ve vicdanının duyarsızlaşması anlamına gelmektedir. Bu durumdaki kişi “kalpleri katılaşan” kimselerin durumuna düşmektedir.
Kur’ân-ı Kerîm’de İsrailoğulları’nın çölde geçirdikleri kırk yıl boyunca pek çok defa peygamberlere karşı ters tutum ve davranışlar sergilemeleri ve kendilerine verilen nice mucizelere rağmen günahta ısrar etmeleri üzerine kalpleri katılaşmıştır. Yüce Rabbimiz onların bu durumunu bizlere şöyle anlatmaktadır:
“Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; artık kalpleriniz taş gibi, hatta daha da katıdır. Taşın öylesi var ki ondan ırmaklar kaynar; öylesi de var ki çatlayıp bağrından su fışkırır; bazı taşlar da var ki Allah korkusuyla yuvarlanıp düşer. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.” (Bakara, 2/74)
Nice taşlardan daha değersiz bir kalbe dönüşmekten Rabbim cümlemizi muhafaza buyursun. Bu durumla karşılaşmamak için mümin bir kul, kötülük veya kendi nefsine zulmetme mânasında bir günah işlediğinde hemen Allah’ı anar ve günahlarına tövbe eder, yaptıklarında ısrar etmez. (Kur’ân Yolu, 1/674)
Yarattığı insanın iyi hasletlerini ve zaaflarını çok iyi bilen Yüce Allah, şefkat ve merhametinin gereği olarak günahkâr bir mümini –büyük günah dahi işlese– müminlerin safından çıkarmadığı gibi, Allah’ın huzurunda hesap vereceğini düşünerek yaptığına pişman olan, tövbe ve istiğfar eden kimseyi de cennete girecek takvâ sahiplerinin safından ayırmamıştır. (Kur’ân Yolu, 1/674)
Ramazan ayının habercisi, Yüce Allah'ın sınırsız af, merhamet, yardım ve bereketine vesile olan mübarek Berat Kandiline kavuşuyoruz. 02 Şubat Pazartesi akşamı Berat Kandilini idrak edeceğiz. Berat; borçtan, suç ve cezadan kurtulmak demektir. İlahi rahmetin bütün âlemi kuşattığı mübarek bir gecedir. Berat gecesi, insanın kendisiyle yüzleşmesinin, tövbe ve istiğfarla günahlardan arınarak dua ve ibadetle Yüce Yaratıcı’ya yaklaşmasının imkânını sunmakta ve daha güzel bir geleceğin kapısını aralamaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle tüm İslâm âleminin mübarek Berat Kandillerini tebrik ediyorum.
Cenâb-ı Hakk bizleri yolundan ayırmasın, günahta ısrar etmeyen, tövbe ve istiğfar eden kullarından eylesin. Bizleri, ana-babamızı ve nesillerimizi razı olduğu salih kullarından eylesin. Ümmet olma şuuruyla kalplerimizi diriltsin.
Ömer Faruk ALTINTAŞ
Kurşunlu İlçe Vaizi