Rahmet ve mağfiret ayını geride bıraktık. Gönüllerimiz, manevi huzur ikliminde bir ay boyunca yıkandı ve huzura kavuştu. Oruçla bedenlerimiz ve nefislerimiz terbiye altına alındı. Ramazan ayında yaptığımız ibadetlerle takva elbisesine bürünüp, hem Rabbimize hem de ailemize ve şahsımıza karşı olan sorumluluklarımızın bilincinde olmaya gayret sarf ettik. Ramazan ayında öncelikle ibadetlerimize devam etme alışkanlığı kazandık.
Müslümanın Allah’ın emir ve yasaklarına uyması ibadettir. Cenab-ı Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat, 51/56) İnsanın maddi yönü toprak olduğu gibi, manevi yönü olan ruhunun gıdası da namaz, oruç, zikir, Kur’an-ı Kerim okumak ve iyilik yapmaktır. Ancak bu kulluk görevi sadece Ramazan ile sınırlı değildir; aksine ölüm gelinceye kadar devam etmelidir. Rabbimiz, “Kesin olan şey (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk et.” (Hicr, 15/99) buyurarak bu sürekliliği emreder. Peygamberimiz (s.a.s.) de “Allah katında amellerin en sevimlisinin, az da olsa devamlı olanıdır” (Müslim, Müsâfirîn, 216) buyurarak bu gerçeği vurgulamıştır.
Ramazan’da camilerimizi doldurarak elde ettiğimiz cemaatle ibadet etme alışkanlığını bayramdan sonra da sürdürmeliyiz.
Kur’an-ı Kerim’de, “Namazları ve orta namazı aksatmadan kılın, huşû içinde Allah’ın huzurunda durun.” (Bakara, 2/238) buyurulmaktadır. Namazın huşû içinde, yani Allah’ın büyüklüğüne yaraşır bir saygı ve bütün ruhuyla yönelerek kılınması esastır; çünkü huşûsuz namaz, ruhsuz ceset gibidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Cemaatle kılınan namazın sevabı, yalnız başına kılınan namazdan yirmi yedi derece eftaldir” (Buhârî, Ezân, 30) buyurarak bizleri cemaate teşvik etmiştir.
Ramazan, bizlere sabrı ve nimetlerin kadrini bilmeyi öğreten bir okul oldu. Merhamet duygumuzu geliştirdi ve cömert bir insan haline getirdi. Bu ayda zekât ve fitrelerimizle ihtiyaç sahibi kardeşlerimizle aramızda gönül köprüleri kurduk. Ramazan bize gerçek iyiliğe ulaşmanın yolunu ve infak ahlakını da öğreten bir ay oldu. Rabbimiz şöyle buyurmuştur: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.” (Al-i İmran, 3/92)
Ramazan boyunca tuttuğumuz oruçlar kötülüklere karşı bizlere bir zırh ve kalkan oldu. Peygamberimiz (s.a.s.), “Oruç, kalkandır” (Müslim, Sıyâm, 163; Buhârî, Savm, 9) buyurarak bu ibadetin koruyucu yönüne dikkat çekmiştir. Bayramdan sonra eski yanlış alışkanlıklarımıza dönmeden, tertemiz olan ruhumuzu kirletmeden nefsimizi kontrol altında tutmaya devam etmeliyiz.
Kazandığımız bu güzel hasletleri, paylaşma kültürünü ve ilim öğrenme azmini ömür boyu sürdürmek duasıyla; Rabbimizden bizleri daha nice Ramazanlara sıhhat ve afiyetle ulaştırmasını niyaz ediyorum.
Yusuf AYDOĞAN
ADRB Vaizi