Yaşadığımız bu asırda teknoloji ve bilim çok hızlı gelişmekte ve insanlar da aynı hızla bu teknolojiye sahip olmaya ve ulaşmaya çalışmaktadır. Ulaşım, sağlık, eğitim, enerji, iletişim vb. alanlarda teknolojinin getirdiği pek çok imkân hayatımızı kolaylaştırmış ve bizlere yeni fırsatlar sunmuştur. Ancak bu nimetler yerinde ve amacında kullanılmadığı için birtakım bireysel ve toplumsal sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu sorunlardan en önemlisi teknoloji bağımlılığıdır. Yakın zamana kadar bağımlılık denildiğinde aklımıza madde ve alkol bağımlılığı gelirken günümüzde teknoloji bağımlılığı da bu sınıflandırmaya dâhil olmuştur. Diğer bağımlılıklar ne kadar korkutucu ise teknoloji bağımlılığı da o kadar endişe vericidir. Zira bağımlılık, “Kişinin kullandığı nesne, yaptığı eylem üzerindeki kontrolü kaybetmesi, onsuz bir yaşam sürdürememesidir.” Bağımlı kişi mecburi olarak yapmak zorunda olduğu işler ve sürdürmek zorunda olduğu ilişkiler dışında bütün vaktini ve fiziksel enerjisini bağımlı olduğu maddeye veya eyleme harcar.
Son yıllarda televizyon, bilgisayar, tablet, akıllı telefon, internet, sosyal medya hayatımızın ayrılmaz parçaları haline gelmiştir. Bu teknolojik vasıtalar iletişim, bilgi ve eğitim için kullanılmakla birlikte oyun ve eğlence için de kullanılır olmuştur. Toplumumuzda çocuklar ve ergenler başta olmak üzere her yaş grubundan kişi, internet ve sosyal medyayı bağımlılık derecesinde kullanır duruma geldi. Çocuk ve gençlerde tablet, internet oyunu, sosyal medya; orta yaşta internet, sosyal medya; 45-50 yaş üstü yaş diliminde daha çok sosyal medya ve televizyon bağımlılığı görülebilmektedir. (Mehmet Dinç, Teknolojiyi Bilinçli Kullanıyorum, DİB, 2014 Ankara, s. 11-13)
İnternet, bilgisayar, akıllı telefon, sosyal medya bağımlılığı hem beden hem de ruh sağlımızı olumsuz etkilemektedir. Zamanla bu vasıtaları aşırı ve bilinçsiz kullanma neticesinde ortopedik, nörolojik ve psikolojik pek çok hastalık ortaya çıkabilmektedir. Oysaki Peygamber Efendimiz (s.a.s.) çok ibadet edip bazı sorumluluklarını ihmal eden Abdullah b. Amr’a (r.a.): “Bedeninin senin üzerinde hakkı vardır; gözünün senin üzerinde hakkı vardır, eşinin senin üzerinde hakkı vardır…” buyurmuştur. (Buhari, Savm, 55; Müslim, Sıyam, 192)
Teknoloji karşısında en çok dikkat edilmesi, korunması gereken yaş grubu çocuk ve ergenlerdir. Çağımızda çocuklar teknolojinin içerisinde gözlerini açtılar ve teknolojiye hızlı bir uyum sağladılar. Sokaklardan çekilen çocuklar zamanının çoğunu oyun konsolları, internet, cep telefonu, tablet karşısında sanal bir âlemde geçirmektedir. Ancak çocukların neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaları zaman alacaktır. Anne babaların bu hususlarda bilgili olmaları, çocuklarını yönlendirmeleri, alternatif seçenekler sunmaları gerekmektedir. Şiddet, saldırganlık ve gayri ahlaki içerikli oyunlar ve görseller hususunda anne babaların bilinçli olmaları gerekmektedir. Anne babanın dikkati ve gözetimi çocuğu pek çok tehlikeden koruyacaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.): “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” buyurmuştur. (Tirmizî, Birr ve sıla, 33)
Günümüzde zor şartlarla kurulan aile yuvaları, teknolojiyi yanlış kullanma, sosyal medya bağımlılığı gibi sebeplerle yıkılmaktadır. Sadakat ve mahremiyet değerleri örselenmekte, aynı ev içerisinde dahi aile bireyleri birbirinden uzaklaşmakta, yalnızlaşmakta, aile bağları zedelenmektedir. Hâlbuki Rabbimiz: “Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yaptı.” (Nahl, 16/80) buyurmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.): “Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günah olarak yeter.” (Ebu Davud, Zekat, 45) buyurmuştur.
Günümüzde iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla hanelere kadar giren bir başka bağımlılık dijital kumardır. Bugün dijital kumar, toplumun azımsanmayacak bir kesimine sirayet etmiş durumdadır. Çok küçük miktarlarla başlanan dijital kumar, kişinin evini ve arabasını satmasına, bütün imkânlarını bu yolda tüketmesine, borç batağına sürüklenmesine sebebiyet vermektedir. Para kaybetmeye başlayan kişi bunu yerine koymak için zaman içinde yalan söylemeye başlar ve bu durum aile bağlarının kopmasına neden olmaktadır.
Hayatla iç içe giren internet ve özellikle sosyal medya araçları, birçok alanda büyük imkânlar, kolaylıklar ve fırsatlar sunmasının yanı sıra mahremiyet, gizlilik, güvenlik gibi pek çok alanda ciddi riskleri de beraberinde getirmektedir. Söz konusu platformlar her ne kadar sanal dünya olarak adlandırılsa da ölçüsüz ve bilinçsiz kullanıcılar için buradaki sanal sebepler, içinden çıkılmaz gerçek problemlere yol açabilmektedir.
Teknolojiye karşı durmak, onu yok saymak mümkün olmadığına göre teknolojiyi bilinçli ve kontrollü kullanmayı öğrenmemizin yanında bu konuda sadece kendimizin değil, aile bireylerimizin de bilinçlenmesi gerekmektedir.
Aklımızı kullanarak, irademize hâkim olarak, televizyon, akıllı telefon, internet, sosyal medyayı amaç ve gayesi doğrultusunda kullanmalı, ölçülü ve ilkeli olmalıyız. Teknolojinin kendimize, ailemize, topluma ve Rabbimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmede engel olmasına fırsat vermemeliyiz.
Helal-haram hassasiyetimiz, mahremiyet bilincimiz ve ahlak düsturlarımız sanal âlemde, internette de geçerlidir. Gerçek hayatta hırsızlık, gasp, aldatma vb. nasıl suç ise ve gıybet, yalan, iftira vb. nasıl günah ise bunlar internet ve sanal âlemde de suç ve günahtır.
Allah (c.c.) hem bu âlemin hem de sanal âlemin Rabbi, hâkimi ve malikidir. Rabbim bizleri ve ailemizi kulluğumuzdan ve sorumluluklarımızdan uzaklaştıran her türlü engelden muhafaza eylesin.
Hazırlayan: Hüseyin Yazıcı
İl Vaizi