T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

Çankırı Müftülüğü

09.04.2026

Kadere İman ve Tevekkül 9 Nisan 2026 Perşembe Makale

İnsan, hayat yolculuğunda karşılaştığı olayları anlamlandırmaya çalışırken kader ve kaza kavramlarıyla karşı karşıya kalır. Sözlükte ölçü, miktar, bir şeyi belirli bir ölçüyle yapmak ve belirlemek anlamlarına gelen “kader” kelimesi dini bir kavram olarak; “Allah’ın, ezelden ebede olacak şeylerin zamanını, yerini, özelliklerini, niteliklerini ve nasıl olacaklarını ezeli ilmiyle önceden bilip takdir etmesi” demektir. Sözlükte hüküm, emir, işi bitirme ve yaratma gibi anlamlara gelen “kazâ”ise; “Cenab-ı Hakk’ın ezelî ilmiyle takdir buyurduğu şeylerin sırası geldiğinde, onları, o takdire uygun bir biçimde meydana getirmesini irade edip yaratması” demektir.

Kaza ve kadere iman, Allah’a iman etmenin bir gereğidir. Bu bakımdan, Allah’a ve sıfatlarına iman eden bir insan, kaza ve kadere de iman eder. Yüce Allah, “Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer, 54/49) buyurarak kâinattaki düzenin ilahi bir plan çerçevesinde olduğunu bildirmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) de bu hakikati, “Her şey Allah’ın takdiri iledir; hatta acizlik ve zekâ bile.” (Müslim, Kader, 34) hadisi ile ifade etmiştir.

Kader inancı, müminin hayatında denge unsuru olarak yer alır. İnsan, başına gelen her şeyin Allah’ın bilgisi ve izni dâhilinde olduğunu bilerek hareket eder. Ancak bu durum, insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kur’an-ı Kerim’de, “İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm, 53/39) buyurularak insanın iradesi ve gayreti vurgulanmıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) de, “Çalışınız! Herkes ne için yaratılmışsa ona kolaylaştırılır.” (Buhârî, Kader 4; Müslim, Kader 6) buyurarak kulun gayret göstermesi gerektiğini belirtmiştir.

Mümin, kader inancı sayesinde nimetler karşısında şımarmaz, musibetler karşısında da ümitsizliğe düşmez. Çünkü bilir ki her şey Allah’ın takdiri ile gerçekleşmektedir. Yüce Allah, “Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.” (Hadîd, 57/22) buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.s) de, “Başına gelen şeyin seni ıskalaması, ıskalayanın da sana isabet etmesi mümkün değildir.” (Tirmizî, Kader, 10) buyurarak bu gerçeği dile getirmiştir.

Kader inancı, tevekkül ile tamamlanır. Tevekkül, kulun üzerine düşeni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakmasıdır. Bu, pasif bir bekleyiş değil; aksine aktif bir gayretin ardından teslimiyettir. Kur’an-ı Kerim’de, “Bir kere de azmettin mi artık Allah’a tevekkül et.” (Âl-i İmrân, 3/159) buyurularak önce karar ve çabanın, ardından tevekkülün geldiği bildirilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), tevekkülün nasıl olması gerektiğini, “Deveni bağla, sonra Allah’a tevekkül et.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 60) sözüyle açıklamıştır.

İnsan bazen kaderi yanlış anlayarak tembelliğe veya sorumluluktan kaçmaya yönelebilir. Oysa kader, insanın iradesini yok sayan bir anlayış değildir. Kur’an-ı Kerim’de, “Bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 13/11) buyurularak değişimin insanın gayretiyle başladığı ifade edilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) de, “Güçlü mümin, zayıf müminden daha hayırlı ve Allah’a daha sevimlidir.” (Müslim, Kader, 34) buyurarak çalışkan ve gayretli olmayı teşvik etmiştir.

Kader ve tevekkül anlayışı, müminin hayatına huzur kazandırır. Çünkü kul, elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakır ve kalbi sükûnete erer. Yüce Allah, “Kim Allah’a tevekkül ederse O, ona yeter.” (Talâk, 65/3) buyurarak tevekkül eden kulunu yalnız bırakmayacağını bildirmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) de, “Eğer siz Allah’a gereği gibi tevekkül etseydiniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı.” (Tirmizî, Zühd, 33) buyurarak tevekkülün neticesini ifade etmiştir.

Sonuç olarak kader, kaza ve tevekkül, müminin hayatını anlamlandıran temel kavramlardır. İnsan, kaderin bilinciyle sorumluluğunu yerine getirir, gayret eder ve sonunda Allah’a tevekkül eder. Böylece hem dünya hayatında huzura kavuşur hem de ahiret için sağlam bir hazırlık yapmış olur.

Yusuf AYDOĞAN

ADRB Vaizi