Abdest Ve Gusül
Yüce Rabbimiz bizleri huzuruna kabul buyururken tertemiz olmamızı murad etmiştir. İslam, sadece ruhun değil, bedenin ve çevrenin de pak olmasını emreden eşsiz bir dindir.
Abdest, Arapçada “güzellik ve temizlik” mânasına gelen vudû’ kelimesiyle ifade edilir. Fıkıhta abdeste tahâret-i suğrâ (küçük temizlik), gusle de tahâret-i kübrâ (büyük temizlik) denir. Gusül ise sözlükte “yıkamak, temizlemek” mânasındadır. Terim olarak cünüplük, hayız ve nifas gibi hükmî kirlilikten temizlenme niyetiyle bütün vücudu su ile yıkamayı ifade eder. Türkçede “boy abdesti” olarak bilinir.
Maddi Temizlik (Necasetten Taharet): Vücutta, elbisede veya namaz kılınacak mekânda bulunan gözle görülür pisliklerden arınmaktır.
Manevi Temizlik (Hadesten Taharet): Abdestsizlik, cünüplük veya hayız gibi hükmî hallerden kurtulmak için niyet ederek abdest almak veya gusül yapmaktır.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin, ayaklarınızı da topuk kemiklerine kadar (yıkayın).” (Maide, 5/6)
Ayett-i kerimede ifade edildiği üzere abdestin farzları, yüzü ve dirseklere kadar kolları yıkamak, başı mesh etmek, ayakları topuklara kadar yıkamaktır. Gusül abdestinin farzı ise ağız ve burun içi dâhil olmak üzere bütün vücudun temiz su ile yıkamaktır.
Farzları, sünnetleri ve adabına riâyet edilerek abdest şöyle alınır: Niyet edilir ve besmele çekilir. Önce eller bileklere kadar ve parmak araları da hilallenerek/ovuşturularak üç defa yıkanır. Abdest azalarında suyun temasına engel maddeler varsa imkân ölçüsünde temizlenir. Parmaktaki yüzük oynatılır. Sağ el ile üç defa ağza su verilerek ağız temizliği sağlanır. Aynı şekilde üç defa burna su verilerek burun temizlenir. Ardından yüz üç kere yıkanır. Sonra dirsekle birlikte sağ kol üç defa ve aynı şekilde sol kol üç defa yıkanır. Sağ el ıslatılarak avuç ve parmakların içiyle başın dörtte biri veya tamamı bir defa mesh edilir. Eller tekrar ıslatılarak başparmakla kulağın dışı, şehadet parmağı veya serçe parmakla içi mesh edildikten sonra her iki elin arkasıyla boyun mesh edilir. Önce sağ, sonra sol ayak, parmak uçlarından başlanarak topuk ve aşık kemikleri de dâhil olmak üzere yıkanır. Suyun parmak aralarına ulaşmasına özen gösterilir. (Buhârî, Vudû’, 22-24 [157-159]; Müslim, Tahâret, 3-6 [226-227]; Kâsânî, Bedâ’i, 1/23-25; İbn Cüzey, el-Kavânîn, 19-21)
Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Temizlik imanın yarısıdır.” (Müslim, Tahâret, 1) Buradaki “yarısı” ifadesi, ibadetlerin kabul şartının temizliğe bağlı olduğunu gösterir.
Başka bir hadiste ise şöyle buyrulur:“Bir Müslüman (veya mümin) abdest aldığı zaman, yüzünü yıkarken gözleriyle işlediği günahlar abdest suyu ile dökülür gider. Ellerini yıkadığında elleri ile işlediği günahlar, ayaklarını yıkadığında da ayaklarıyla işlediği günahlar abdest suyu ile akıp gider. Nihayet o müslüman günahlarından tamamıyla arınmış olur.” (Müslim, Tahâret, 32)
Abdest ve gusül alırken suyun deriye ulaşmasına engel olan oje, mum, boya, yapıştırıcı gibi maddelerden arınmak gerekir. Ancak kına gibi sadece renk veren maddeler engel teşkil etmez.
Peygamberimiz (s.a.v) akan bir nehir kenarında bile olsak suyu israf etmememizi tembihlemiştir.
Abdest ve gusül bizim hayatımızın bir parçasıdır. Dışı suyla yıkanırken, içimizi de tövbe ile, güzel ahlak ile yıkamalıyız. Eli gözü haramdan, dili yalandan yıkamadıkça, sadece suyla yapılan temizlik tam kemale ermez.
Temizlenenleri seven Cenâb-ı Hakk’ın (Bakara, 2/222) huzuruna çıkmadan önce kul, dıştan içe doğru bir temizlik yapar. Şartlara göre kimi zaman abdest kimi zaman gusül bazen de teyemmümle, yalnız bedenini değil, ruhunu, nefsini ve gönlünü arındırır, bu şekilde huzur-ı âlî’ye varmaya lâyık hâle gelir. Abdest suyunun paklığında veya temizleyici olan toprağın saflığında manevî bir iklime doğru ilk adımını atar. İçtenlikle arınmaya niyet eden insan, yıkadığı her bir uzuvla sadece görünen kirlerden değil, günahlarından da kurtulur. Yalnız ibadetlerin değil, hakkı verildiğinde cennetin de anahtarı olabilecek bu arınmayla (Tirmizî, Tahâret, 1; İbn Hanbel, III, 341) kişi, dış dünyanın stresinden kendisini soyutlayarak huzura kavuşur. Mümin, Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) gösterdiği hassasiyetle ve hissettiği samimiyetle abdestini aldığında, şüphesiz temizliğin verdiği gönül rahatlığını tadacak ve ibadetin tadına varabilecektir. Abdesti Peygamber Efendimizin (s.a.v) ve ashâbının abdestine ne kadar benzerse, hayatının da onlarınki gibi berraklaşması mümkün olabilecektir. Her zaman abdestli bulunmaya özen gösteren mümin, abdestin serinliğini, safiyetini, şuurunu ve huzurunu iliklerinde hissederek her anlamda temizlenecektir. Zira “Abdeste ancak mümin kimse müdavim olur.” (Muvatta’, Tahâret, 6) buyuran Allah Resûlü (s.a.v), hayatın her anını abdest temizliğinde yaşama şuuruna ancak inananların sahip olabileceğini bildirmiştir.
“Allah’ım! Beyaz elbisenin kirden arınması gibi beni de günahlardan arındır.” (Nesâî, Gusül ve teyemmüm, 4)
Faruk YILDIRIM
Atkaracalar İlçe Vaizi