T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

Çankırı Müftülüğü

03.09.2026

Haftalık Makale Yayımlandı!

SÖZ AHLAKI

Söz, Yüce Rabbimizin kelam sıfatının bir yansımasıdır. Âlem, O’nun “Ol” sözüyle var olmuştur. Âdem (a.s.), O’nun bir sözüyle yaratılmış ve insan, dünya serüvenine sözle başlamıştır. Rabbimiz, kelâm sıfatının bir tezahürü olarak insanlara vahiy göndermiştir. Kerim Kitabımız Kur’an, okunan bir söz olarak Efendimiz (s.a.s)’e vahyedilmiştir. İnsanoğlu, zihin ve gönül dünyasındakileri hep sözle ifade etmiştir. Dil, aklın da kalbin de tercümanı olmuştur.

Âdem Babamıza isimleri öğreten de, insana beyanı anlama ve anlatmayı öğretende, dil ve iki dudak verip dili otuz iki dişin ardına saklayanda Rabbimizdir. İnsana yolunu gösteren Allah Teâlâ, kendi sözünü bütün sözlerin üzerinde kılmış; Kur’an’da bunu bildirerek sözlerin en güzelini Kitabında indirdiğini bildirmiştir. “Allah, kendi içinde uyumlu, gerçekleri tekrar tekrar dile getiren bir kitap olarak sözlerin en güzelini indirdi. Rablerinden korkanların onun etkisiyle tüyleri ürperir.” (Zümer, 39/23) Aynı çerçevede Allah'ın Resûlü (s.a.s.), Sözün en güzeli Allah'ın kelâmı, en güzel yol da Muhammed'in yoludur.” buyurmuştur. (Nesâî, Sehv, 65)

Bu ayet ve hadisten sonra bizlerin güzel söz söyleme yarışına girmemiz beyhude yorulmaktır diye düşünüyorum. Ancak Peygamberimizin (s.a.s.)  şairinin dediği gibi söyleyebiliriz. Peygamber şairi  Hassan Bin Sabit r.a. şöyle diyordu.

Ve ma medahtü Muhammeden bi makaleti

Ve lakin medahtü makaleti bi Muhammedin

Ben şiirlerimle Hz.Muhammed’i (s.a.s)  övmüyorum; övemem...

Ondan Muhammed’den (s.a.v) bahsetmekle şiirlerimi övüyorum…

Bizde ancak bunu söylüyor ve makalemizi Kur’an ve Peygamberimizin (s.a.s.) güzelliklerini anlatmakla güzelleştirebildiğimizi belirtiyoruz.

İslam, güzel sözlerin insanın manevi değerini artırdığını ve Allah katında bir karşılığı olduğunu öğretir. Kur’an-ı Kerim’de, güzel sözler sağlam köklere sahip, dalları göğe uzanan bir ağaca benzetilir (İbrahim, 14/24). Bu benzetme, sözlerin insanların hayatında derin etkiler bıraktığını ve bireyler arasında kalıcı bir bağ kurabileceğini göstermektedir. Buna karşın başta şirk olmak üzere her türlü kötü söz ise yerden koparılmış ayakta durma imkânı olmayan köksüz bir ağaca benzetilir. “Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan (kötü) bir ağaca benzer. Allah Teâlâ sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar. Zalimleri ise saptırır. Allah dilediğini yapar.” (İbrâhîm, 14/26-27)

O hâlde en güzel söz ve en sağlam söz olan Kur’an-ı Kerim’i kendimize rehber edinerek gösterdiği yol olan sırat-ı müstakimde “kendilerine nimet verilen nebilerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin yolundan gitmeliyiz. Kur’an-ı Kerim’de bize söylenen o güzel sözlere kulak verip peygamberimizi dinlemeliyiz. İşte teslim olunması gereken sözler;

“Dinleyip de sözün en güzeline uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.”(Zümer, 39/17-18)

 “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resülüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.” (Ahzab, 33/70)

“Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve ‘Kuşkusuz ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kimdir?” Fussilet, 41/33)

“Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.” (Nahl, 16/125)

 “Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.”(Furkan, 25/72)

“Allah, zulme uğrama hâli hâriç çirkin sözün açıkça söylenmesini sevmez.” (Nisâ, 4/148)

 “Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emniyette olduğu kimsedir.”(Buharî, İman, 4)

“Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve ‘Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz’ derler.”(Kasas, 28/55)

“İyi (güzel ve tatlı) bir söz, bir ayıp örtme, ardından eziyet gelen bir sadakadan hayırlıdır. Allah (c.c.) (kulların sadakalarından) müstağnidir, halimdir”. (Bakara 2/263)

“Acı da olsa sözün ancak doğru olanını söyle.” (İbn Hanbel, 5/159)

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse ya hayır söylesin, ya da sussun.” (Buhârî, Rikâk, 23; Müslim, Îmân, 74; Buharî, Edeb, 31)

Fazla söze ne hacet İslam medeniyeti ahlak, hikmet, irfan, hak ve hakikati izhar eden bir söz medeniyetidir. Sözde öncelikle doğruluğun, sadakatin bulunması gerekir. Söz, hak ve hakikate tercüman olmalıdır. Yalanla, iftirayla zihinler, gönüller, diller kirletilmemelidir. Doğru olmayan sözlerle fesat ve huzursuzluğa sebebiyet verilmemelidir. Emanet olan ömür sermayesi ve hızla akıp giden zaman, faydasız, beyhude sözlerle israf edilmemelidir.

Hucurat suresi de söz ahlakını yaşamak için okunması gereken bir sûredir. Toplumsal insanî değerleri, sesi ve sözü kullanmanın ahlâkî ilkelerini öğreten ilâhî kelâm, en güzel Muhammedî (s.a.s.) terbiyeyi sunmuş ve inananlara,

—Allah ve Resûlü'nün (s.a.s.) koyduğu sınırlara riayet etmelerini,

—Seslerini Nebî'nin (s.a.s.) sesinden daha fazla yükseltmemelerini,

—Ona karşı yüksek sesle konuşmamalarını,

—Hz. Peygamber'in (s.a.s.) aile efradına ait odaların arkasından ona adıyla hitap ederek bağıranların, akıllarını kullanmayan kimseler olduklarını,

—Fâsığın sözünü iyi tetkik etmelerini,

—Hiçbir topluluğun, bir başka toplulukla alay etmemesini,

—Keza hanımların da birbirleriyle alay etmemelerini,

—İnsanların birbirlerine lakap takmamalarını,

—Kalplerini temiz tuttukları gibi, dillerini de kardeş eti yemişçesine iğrenç olan gıybetten korumaları gerektiğini hatırlatmıştır. (Hucurât, 49/1-12) Bize düşen bu ahlaka sarılmaktır.

Günümüzün hızlı ve stresli yaşamında, insanlar çoğu zaman konuşurken kelimelerin etkisini düşünmeden hareket ediyor. Ancak unutulmamalıdır ki, her söz, bir etki bırakır ve bu etki uzun vadede toplumda yankı bulur. Birbirimize karşı daha nazik ve saygılı bir dil kullanmak, toplumun genel atmosferini olumlu yönde değiştirebilir.

Sözlerin gücünü ve etkisini doğru kullanmak, hem bireysel hem de toplumsal ilişkilerde huzurun anahtarıdır. İslam’ın öğrettiği gibi, doğruyu ve güzeli söylemek, başkalarına saygı göstermek, hepimizin üzerine düşen bir görevdir. Nezaketle söylenen her söz, toplumu daha huzurlu, daha dayanışma içinde bir hale getirecektir.

Atalarımız da “Dilin kemiği yoktur ama bir vuruşta öldürdüğü insan çoktur.”

“İnsan dilinin altında gizlidir.”

“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” Sözleriyle bizlere ışık tutmuşlardır.

Sözün tesirli olabilmesinin sırrını ise Sâdî Şîrâzî  vermiştir:

“Söz kalpten çıkarsa kalbe ulaşır, dilden çıkarsa kulağı geçemez, (gönle inemez)”

Rabbimiz, dillerimize hakkı söyletsin, güzel olanı konuşmayı, güzel konuşmayı ve razı olacağı sözler söylemeyi nasip etsin. Dilimizden dolayı mahşer günü mahcup olmaktan bizleri muhafaza eylesin. Amin!

 

Hazırlayan: Durali GÜL (Çankırı Müftülüğü ADRB Vaizi)